Yeni bir yelkenli tekne satın almayı düşünüyorsunuz? Teknelerde içten takma motorların kullanılmaya başlanmasından bu yana, yelkenliler doğrudan şaft tahrik (direct drive) sistemiyle donatılmış ve bu sistem yıllar boyunca tasarım ve işlevsellik açısından başarısını kanıtlamıştır.
Ancak günümüzde yeni üretilen teknelerin yaklaşık üçte biri saildrive sistemiyle inşa edilmektedir. Peki bunun nedeni nedir? Saildrive sistemlerinden uzak mı durmak gerekir? Yoksa çoğumuzun yakından tanıdığı ve güven duyduğu geleneksel doğrudan şaft tahrik sisteminden daha mı iyidir? Her iki sistemin avantajları ve dezavantajları nelerdir ve hangisini teknenizde tercih ederdiniz?
Aşağıda, teknik bir bakış açısıyla, her iki tahrik yönteminin temel prensiplerini, avantajlarını ve dezavantajlarını ele alacağım.
Doğrudan Şaft Tahrik Sistemi (Direct Drive)
Doğrudan şaft tahrik sistemi, doğru hizalanmadığında hasar görebilir ve zamanla bu hasarı büyütebilir.
Tahrik sistemi olarak kullanılan geleneksel “direct drive” (doğrudan şaft tahrik) konseptiyle başlayalım. Bu sistemde, motorun şanzımanına (dişli kutusuna) bağlı düz bir pervane şaftı bulunur. Şaft, teknenin altından bir şaft keçesi (PSS damlasız salmastra veya geleneksel salmastra kutusu gibi) aracılığıyla dışarı çıkar, ardından bir cutlass yatağından geçer ve en sonunda istenilen tipteki pervane şaftın ucuna bağlanır.
Çok eski teknelerde (yaklaşık 60–100 yıl önce) pervane şaftları genellikle Monel adı verilen bir alaşımdan üretilirdi. Nikel, bakır ve diğer bazı metallerin karışımından oluşan bu malzeme son derece güçlü ve korozyona dayanıklıydı; ancak oldukça ağırdı. Daha sonra korozyona karşı çok dayanıklı olan bronz şaftlar kullanılmaya başlandı, fakat bunlar nispeten yumuşaktı. Sonraki dönemde ise bronzdan daha güçlü ancak oksijensiz ortamlarda korozyona karşı biraz daha hassas olan paslanmaz çelik tercih edildi. Günümüzde doğrudan şaft tahrik sistemlerinde kullanılan şaftların büyük çoğunluğu paslanmaz çelikten yapılmaktadır.
Direk şaft sistemlerinin bakımı ve servisi oldukça basittir. Hemen hemen her tersane bu sistemlerin bakımını nasıl yapacağını bilir. Şaft anotları denizcilik mağazalarında kolaylıkla bulunabilir. Sistemdeki parçaların değiştirilmesi genellikle ekonomik maliyetlidir; buna eğilmiş veya hasar görmüş bir şaftın değiştirilmesi de dahildir. Üstelik en büyük avantajlardan biri, teknenin altında büyük bir açıklık bulunmamasıdır.
Bakım gerektiren veya zamanla değiştirilebilecek parçalar (cutlass yatağı, pervane veya şaft keçesi gibi) genellikle uzun ömürlü olacak şekilde tasarlanmıştır. Sistemde meydana gelen arızaların çoğu; ihmal, bir cisme çarpma veya hatalı montaj sonucu ortaya çıkar. Doğru şekilde bakım yapıldığında direk şaft sistemleri basit, güvenilir ve düşük bakım gerektiren çözümler sunar.
Direk şaft sistemli teknelerdeki önemli dezavantajlardan biri ise pervane şaftının teknenin altından belirli bir açıyla (genellikle 15 dereceden daha az) çıkmasıdır. Bu nedenle motorun arkasındaki alanı depolama veya yaşam alanı olarak kullanmak çoğu zaman mümkün olmaz. Teknenin tasarımına, kullanım amacına ve kullanıcının ihtiyaçlarına bağlı olarak bu durum ciddi bir alan kaybı anlamına gelebilir.
Birçok eski teknede motor mümkün olduğunca kıç tarafa yerleştirilmiştir. Bunun sonucunda, dönen pervane şaftı nedeniyle motorun arkasında kullanılmayan boş alanlar oluşabilir. Eğer motor daha önde konumlandırılmışsa, şaftın teknenin altından çıkabilmesi için bir tünel veya açık geçiş alanı (büyük gemilerde şaft koridoru – shaft alley olarak adlandırılır) oluşturulması gerekir. Bu da söz konusu alanı depolama veya yaşam alanı olarak kullanmayı zorlaştırır.
Bazı denizciler, direk şaft sistemlerinin titreşime daha yatkın olduğunu düşünmektedir. Ancak sistem doğru şekilde monte edilmiş, hassas olarak hizalanmış ve düzenli bakımı yapılmışsa buna katılmak zor. Bununla birlikte, direk şaft sistemlerinde şaft hizalaması (alignment) son derece önemlidir. Doğru hizalama; şaft, şanzıman, yağ keçeleri ve diğer bileşenlerin uzun ömürlü olmasını sağlar, titreşimi azaltır ve olası hasarların önüne geçer.
Hizalamanın kritik önemi göz ardı edilirse, ilerleyen dönemlerde tekne sahibinin karşılaşacağı ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle hassas hizalama, direk şaft sisteminin en önemli bakım ve kurulum unsurlarından biridir.
Saildrive Sistemleri
Direk şaft tahrik sistemi kulağa oldukça iyi geliyor, değil mi? Peki o halde neden bazı tekne üreticileri standart çözüm olarak direk şaft sistemlerini terk edip saildrive sistemlerine yöneliyor?
Bunun en önemli nedeni yaşam ve depolama alanı kazandırmasıdır. Yelkenli teknelerde alan her zaman değerli olduğundan, saildrive sistemi bu soruna oldukça pratik bir çözüm sunar.
Saildrive sistemleri, bazı küçük motorlu teknelerde kullanılan içten-dıştan takma (inboard/outboard) motor sistemlerini andırır. Dizel motor genellikle merdivenlerin altında veya kompakt bir motor bölmesinde yer alır. Motorun arkasına bağlı olan şanzıman, büyük bir kauçuk diyafram körüğü aracılığıyla doğrudan tekne gövdesinden dışarı çıkar ve su altında bulunan alt üniteye bağlanır. Bu alt ünite, görünüm olarak dıştan takma motorların alt bölümüne benzer.
Aerodinamik yapıya sahip olan bu alt ünite hafif alüminyumdan üretilir. Bu sayede sürtünme (drag) azalır ve direk şaft sistemlerinde gerekli olan hassas şaft hizalaması ihtiyacı büyük ölçüde ortadan kalkar.
Saildrive sistemleri genellikle 80 HP ve altındaki motorlar için üretildiğinden çoğunlukla yelkenli teknelerde kullanılır. Karşılaşılan en yaygın markalar Volvo Penta ve Yanmar'dır. Bu sistemler, tekne içinde mümkün olduğunca fazla kullanılabilir alan yaratmak amacıyla tasarlanmıştır.
Hafif yapıları ve düşük sürtünme özellikleri nedeniyle özellikle performans odaklı yelkenciler tarafından tercih edilirler. Uygun bir pervane ile birlikte daha verimli çalışma sağlayabilirler. Ayrıca klasik direk şaft sistemlerine göre genellikle daha sessizdirler.
Üzerinde çalıştığım birçok teknede, saildrive sayesinde kazanılan alanın oldukça verimli kullanıldığını gördüm. Örneğin motorun hemen arkasında bulunan kıç kamaraya tam boy bir yatak yerleştirilebilmektedir. Ancak bu avantajların bazı bedelleri de vardır.
Bakım Gereksinimleri
Tekne içinde daha fazla konfor ve yaşam alanı sunmasına rağmen, saildrive sistemlerinde bakım maliyetleri ve gereksinimleri daha yüksektir.
Birçok üretici, yılda bir kez alt ünitenin yağının değiştirilmesini tavsiye eder ve bu işlem çoğu zaman teknenin sudan çıkarılmasını gerektirir. Volvo son yıllarda bu işlemi tekne sudayken yapabilmeye olanak sağlayan yeni modeller geliştirmiş olsa da, saildrive yağ değişimlerinin büyük bölümü hâlâ karada gerçekleştirilmektedir.
Bir diğer yaygın şikâyet ise motor bölmesinin dar olmasıdır. Bazı teknelerde alan o kadar sınırlıdır ki, ısı eşanjörü veya egzoz manifoldu gibi nispeten basit parçaların değişimi için bile motorun yerinden çıkarılması gerekebilir. Bu durum bakım sürelerini uzatır ve maliyetleri artırır.
Galvanik Korozyon Riski
Saildrive sistemlerinin en büyük dezavantajlarından biri, galvanik korozyona karşı hassas olmalarıdır.
Bunun nedeni alt ünitenin alüminyumdan üretilmesidir. Alüminyum; tatlı, acı veya tuzlu fark etmeksizin tüm sularda kurban anot (sacrificial metal) görevi görebilir. Bu nedenle saildrive sistemlerinde anotların düzenli olarak kontrol edilmesi ve değiştirilmesi son derece önemlidir.
Katlanabilir pervane takılması veya sisteme ek su giriş-çıkış bağlantıları eklenmesi durumunda anot kapasitesinin de artırılması gerekebilir. Fabrika çıkışında kullanılan anotlar standart sistemlere göre hesaplanmıştır. Yapılan değişiklikler mevcut anot korumasını yetersiz bırakabilir.
Alt ünitenin boyasında oluşan küçük bir çizik bile zamanında onarılmazsa ciddi korozyon hasarlarına yol açabilir. Bu nedenle çiziklerin hızla temizlenip yeniden boyanması gerekir.
Ayrıca galvanik izolasyon cihazı (galvanic isolator) kullanılması da çevredeki teknelerden kaynaklanabilecek elektriksel korozyon risklerine karşı önemli bir koruma sağlar.
Sonuç: Direk Şaft mı, Saildrive mı?
Tekne tasarımında olduğu gibi burada da her seçeneğin avantajları ve dezavantajları vardır.
Direk Şaft Avantajları
Basit ve dayanıklı yapı
Daha düşük bakım maliyeti
Yaygın servis desteği
Korozyona karşı daha az hassasiyet
Uzun yıllardır kanıtlanmış teknoloji
Direk Şaft Dezavantajları
Daha fazla titreşim potansiyeli
Daha az yaşam ve depolama alanı
Hassas şaft hizalaması gerektirir
Saildrive Avantajları
Daha sessiz ve titreşimsiz çalışma
Daha fazla iç hacim
Daha düşük sürtünme
Modern ve kompakt tasarım
Saildrive Dezavantajları
Daha sık bakım gereksinimi
Daha yüksek işletme maliyetleri
Galvanik korozyona karşı hassas yapı
Bazı onarımların daha karmaşık olması
Özetle, saildrive daha fazla konfor ve iç hacim sunarken daha dikkatli bakım ister; direk şaft ise sağlamlığı, sadeliği ve kolay servis edilebilirliği ile öne çıkar. Özellikle uzak bölgelerde seyir yapmayı planlayan denizciler için direk şaft sistemi hâlâ oldukça cazip bir seçenek olmaya devam etmektedir.