En baştan belirtelim... Bu makale, nem ölçerler ile tekne gövdesinin nem kontrolünün doğru bir şekilde yapılamayacağını idda etmek için yazılmadı. Aksine asıl nokta; çoğu durumda küçük bir çekicin yeterli olacağı gerçeğidir. Gövdelerde nem olup olmadığını belirlemek için sörveylerin %90’ında bir nem ölçere veya bir sörveyöre ihtiyacınız yoktur.
Güvertelerde, bordalarda veya üst yapıda nem ölçer kullanmak nispeten basittir ancak deneyimsiz bir kullanıcının, teknenin karina (su hattı altı) kısmını ölçmeye çalışmasının tamamen zaman ve para kaybı olduğuna inanıyoruz; zira bu çok daha karmaşık bir işlemdir ve eğer yapı sandviç (core) malzemeliyse daha da zordur.
Köpük dolgulu (foam cored) dümenler çok daha basit yapılardır; köpükteki çürümeyi veya ayrışmayı "tıklama yöntemiyle" (sounding) tespit etmek oldukça kolaydır. Nem ölçer bazen işe yarar; size neden sadece "bazen" işe yaradığını göstereceğim.
Çekiç – Darbe anındaki geri sıçrama, ses ve vuruş hissi kadar önemlidir. Çekiç kullanımında üç kritik unsur vardır:
SES: Fiberglas (FRP) laminata vurmakla, bir bölme (bulkhead) veya iskelet elemanı üzerindeki laminata, kuru öze (core) veya ıslak öze vurmanın sesi tamamen farklıdır.
HİS: Yukarda belirtilen farklı bölgelere vurduğunuzda darbe anındaki "hissiyat" farklı olacaktır.
GERİ SIÇRAMA: Çekicin bu farklı bölgelerdeki geri sıçraması yine çok farklıdır... Yumuşak ve ıslak bir balsa ağacı ile bir trampet derisinden alacağınız farklı geri sıçramaları düşünün.
Bazıları size nem ölçerlerin kullanımının kolay olduğunu söyleyecektir ancak ben durumun böyle olduğuna inanmıyorum. Bu cihazların kafasını karıştırabilecek pek çok şey vardır. Cihazların size ne söylediğini anlamak ve okumalara güvenip güvenmeyeceğinizi bilmek için önce nasıl çalıştıklarını anlamak önemlidir. İşte birkaç gerçek:
GERÇEK: Nem ölçerler nemi ölçmez.
GERÇEK: Fiberglas (reçine) su geçirmez değildir, higroskopiktir (nem çeker) ve polyester reçine suda çözünür (2 yılda veya 200 yılda... bu süre şartlara bağlıdır).
GERÇEK: Hiçbir ölçüm cihazı size fiberglas veya kompozit sandviç yapıdaki nemin yüzdesini söyleyemez. Çalışma prensipleri bu değildir.
GERÇEK: Tüm seri üretim teknelerde, ıslak veya kuru olmalarından bağımsız olarak farklı okumalar verebilecek farklı reçine, laminat ve öz madde (core) alanları bulunur.
Farklı tipte ölçüm cihazları ve markalar mevcuttur; detaylı bir tartışma empedans, dielektrik sabiti, kapasitans, RF, direnç ve iletkenlik gibi terimleri içerecektir. Ancak temelde bu cihazlar bir malzemenin ne kadar elektrik iletebildiğini ölçer. Bu makalenin amaçları doğrultusunda, bunu çoğumuzun anladığı bir terime yuvarlayalım: "İletkenlik".
Basit bir açıklama şöyledir: Cihazlar bir sinyal gönderir ve geri dönen sinyal gücündeki farkı ölçer; böylece cihazdaki gönderici ve alıcı plakalar arasındaki alt tabakanın (tekne yüzeyi) iletkenliğini ölçmüş olurlar. Teoride ıslak fiberglas veya öz madde, kuru malzemelerden daha iletken olacak ve bu nedenle cihazda daha yüksek bir değer gösterecektir.
Burada sandviç (cored) yapılara odaklanacağız çünkü gezi teknelerinin %99,9'u sandviç güverte ve üst yapıya sahiptir. Sandviç yapıyı ölçmek/tıklamak daha karmaşıktır.
Ölçüm cihazları, ahşaptaki nem oranını oldukça doğru yüzdelerle verebilir; hatta yüzlerce farklı ağaç türü için ayar tablolarıyla birlikte gelirler. Bazı cihazlar Fiberglas (FRP) için de önerilen ayarlar sunar ancak bu, sandviç (core) yapılarda anlamsızdır. Masif fiberglasta da durum pek farklı değildir; çünkü reçine formülasyonları, laminat planları ve hatta kullanılan elyaf türü bilinemez ve bunlar okumaları etkileyebilir. Cihazların fiberglas üzerinde (sandviç olsun veya olmasın) tek yapabileceği bağıl (rölatif) değerler sunmaktır. Dolayısıyla bir cihazın 10 ile 55 arasında mı yoksa 118 ile 219 arasında mı değer gösterdiği önemsizdir. Önemli olan farkı göstermesidir. Yani; "buradaki kapasitans şuradakinden daha yüksek, dolayısıyla burada daha fazla nem olabilir" diyebilmektir. Bu yüzden cihazınızla birlikte gelen kalibrasyon bloğunu ve küçük ölçek ayar kitapçığını bir kenara atın; gördüğünüz sayıların bağıl olduğunu unutmayın ve cihazı kullanırken sadece aradaki farklara odaklanın.
Bir cihaza 350 - 750 dolar arası para yatırıp güverteye koyduğunuzda %15 değerini görüp, birkaç santim ötede %30 değerini almanız ne anlama gelir? Bu, "%30 nem" anlamına gelmez. "Yüzde" kelimesini kafanızdan atın. Bu, o yüzeyin üzerinde, içinde veya altında bir şeyin daha yüksek kapasitansa sahip olduğu anlamına gelir; ancak bu her zaman nemden kaynaklanmaz. İletkenliği yüksek olan her şey yüksek değer okumanıza neden olur. Yüksek iletkenliğe sebep olabilecek şeyler şunlardır: Bakır, karbon ve çeşitli oksitler içeren zehirli boyalar. Eğer bir metal tank veya elektrik kablosu gövdenin/güvertenin iç kısmına temas ediyorsa cihaz bunu algılayabilir. Laminatın içine gömülü bir metal plaka (dümen milleri, çarmıh ayakları, güverte ekipmanları, motor kulakları, destek plakaları vb.) orada olduklarını bilseniz de bilmeseniz de yüksek değerler gösterecektir. Bazı jelkot pigmentleri, alüminyum oksit veya titanyum dioksit gibi metaller içerir ve bunlar yüksek nem değerleri üretir. Hatta bazı üreticilerin kullandığı jelkotlar, teknenin kalıptan çıktığı gün bile aşırı yüksek değerler gösterir.
İnce bir laminatın diğer tarafındaki yoğuşma ve hatta kir bile yüksek değerlere neden olabilir. Karbon fiber ise cihazınız suyun içine batırılmışçasına nem değerleri verecektir. Çok pürüzlü kaymaz zemin dokuları (sensör temasının azalması nedeniyle) veya öz maddeden ayrılmış bir fiberglas katman, yanıltıcı şekilde düşük değerler gösterebilir. Karaya çıkarılan tekneler tatlı suyla iyice yıkanmalı ve kurulanmalıdır; çünkü yüzeydeki tuz nem tutar ve yanlış sonuç verir. İç yüzeylerden doğru ölçüm almak da şüphelidir; tuzlu suyla vakit geçirmiş herkesin bildiği gibi, teknenin içinde tuz her yerdedir.
Eğer boya veya kaplamalar cihazı etkiliyorsa ve yüzeyi zımparalamanıza izin verilmiyorsa, yapılacak en iyi şey şüpheli bölgeyi gövdenin içinden ölçmeye çalışmaktır. Aslında, dışarıda yüksek nem bulduğunuz her noktanın iç yüzeyini mutlaka kontrol etmelisiniz.